09.02.2010, Sal

Anasayfa

Zaman'ım

Multimedya

E-Zaman

Seri İlanlar

  Gündem
  Ekonomi
  Politika
  Spor
  Dış Haberler
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Röportaj
  Yazarlar
  Yorumlar
  Dizi - İnceleme
  Çizgi Yorum
  Kürsü
  Aile Sağlık
  Bilişim
  Otomobil
  Şehir Haberleri
 
 
 

LİNKLER

TODAYS ZAMAN
AKSİYON
CİHAN
STV
S HABER
MEHTAP TV
EBRU TV
BURÇ FM
Yazarlar

 BÜLENT KORUCU

b.korucu@zaman.com.tr

27 Mayıs ve Erdelhun sendromu

Bugün 27 Mayıs, yakın tarihimizin ön önemli dönüm noktalarından birinin yıldönümü. 1950'de başlayan çok partili demokratik düzenin karşılaştığı ilk darbe, sembolik anlamların ötesinde büyük bir kırılmayı da ifade ediyor. İhtilali yapanlar iddialı biçimde yeni dönemi 'İkinci Cumhuriyet' olarak adlandırmıştı.

Söz konusu nitelemeyi hak edecek ölçüde devletin yeniden dizayn edildiği muhakkak. Orduyu devlet cihazı içinde sivil siyasetin başına vasi olarak diken düzenlemelerin pek çoğu 27 Mayıs'ın icraatı. Kendini devletin gerçek sahipleri olarak gören üniformalı bürokrasi, sivillerin oynayacağı alanı belirleme ve gerektiğinde geri alma hakkını elinde tuttuğunu ilan etti. O güne kadar kurucu irade ve onu temsil eden Atatürk tarafından 'siyaset dışı' olarak yapılan tespit 'siyaset üstü' şeklinde değiştirildi.

Siyaseti denetleme ve yönlendirme imtiyazı, onun bir parçası olmayı beraberinde getirdi. Bu gerçeğin hayati sonuçları doğdu. Öncelikle ilgi ve uzmanlık alanında olmayan konulara harcanan mesai, asli görevin ikinci planda kalmasına yol açtı. Genelkurmay basın sözcüsü, açıklamalarını sivil kıyafetle yapsa, rahatlıkla bir parti sözcüsü ya da sivil bürokrat zannedilebilir. 'Gömdüğü mayınları bulup temizleyemeyen ordu' eleştirilerine bu haftaki toplantıda cevap verilecek mi bilmiyorum. Ama mayın temizleme konusunda İsrail'e muhtaç oluşumuzun altında asli işin ikinci planda kalmasının rolü kesinlikle tartışılmalı.

1960 İhtilali'nin Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ikinci darbesi 235'i general olmak üzere 7.200 subayın emekli edilmesiydi. Aksiyon dergisinde 'Askere Darbe' başlığıyla verilen dosyada ayrıntısıyla anlatılan tasfiye, TSK'nın genlerine yapılmış bir müdahaleydi. Yeni düzene göre ilk dizayn orduda yapıldı. Başbakan'ın içinde bulunduğu üç siyasetçiyi idam ederek en büyük gözdağını vermeleri bile belki de bu müdahaleyle mümkün oldu. Kanlı 27 Mayıs darbesinin ordudaki en önemli neticesini 'Erdelhun sendromu' olarak adlandırabiliriz. Erdelhun ismi, yakın tarih meraklıları dışında unutulmuştu. Ergenekon Terör Örgütü sanıklarınca organize edildiği anlaşılan 'Genç subaylar rahatsız' haberleri, Yassıada'da yargılanan Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun'u gündeme taşıdı. Sahte mektuplar ve kurgulanmış haberlerle dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'e, 'Erdelhun'u unutma' mesajları veriliyordu. Erdelhun'un maruz kaldığı insanlık dışı işkenceler sonraki dönemlere damgasını vurdu. 27 Mayıs, sadece cuntaların kolaylıkla emellerine ulaşabileceklerini göstermedi; aynı zamanda ne kadar zalim olabileceklerinin de misaliydi. Başbakan'ı asarak sivillere, Genelkurmay Başkanı'na işkence ederek TSK'ya gözdağı verildi. TSK'da 'Mustafa Muğlalı sendromu' çok sık zikredilir. Fakat ondan daha yaygın ve önemlisi Erdelhun sendromuydu. Özkök biraz talihinin de yardımıyla bu zinciri kırabilen belki tek komutandı.

Emekli bir asker olan 'Türkiye'de Demokrasinin Yüz Yıllık Serüveni' kitabının yazarı Dr. Erdoğan Günal'ın askerin yaşadığı travmayı anlatırken Aksiyon'da verdiği örnek çok çarpıcı: "Mesela, tümgeneral rütbesinde iken ordu komutanlığına atanan Celal Alkoç bu duruma sevinemez bile. Zira kumanda edeceği yeni birliğine ancak Millî Birlik Komitesi'ne yakın bir subay olan Albay Dündar Seyhan'la gidebilir. 'Sen, koskoca bir ordu kumandanını ilk mektebe götürülen bir çocuk gibi elinden tutmuş götürüyorsun.' der." 27 Mayıs'ı bütün yönleriyle masaya yatırmakta fayda var. Siyasî hayata yaptığı etkiler kadar orduda sebep olduğu kırılmalar ve sendromları da özenle incelemeliyiz. Madalyonun sadece bir yüzü çok ön planda; herkes orgenerallerin yüzünde sigara söndüren teğmeni biliyor. İlk mektep talebesi gibi tayin yerine götürülen generallerin travması da çok hafif değildi. b.korucu@zaman.com.tr

27 Mayıs 2009, Çarşamba

 YORUMLA
Bookmark and Share | Gönder| Yazdır

Yazarlar

A. ALİ URAL

A. TURAN ALKAN

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET ÇAKIR

AHMET KURUCAN

AHMET RASİM KÜÇÜKUSTA

AHMET SELİM

AHMET TEZCAN

AHMET YAVUZ

ALİ AYDIN

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

ATIF KEÇECİ

BEJAN MATUR

BEŞİR AYVAZOĞLU

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

GÜNSELİ ÖZEN OCAKOĞLU

H. İBRAHİM EKİZ

HAMDULLAH ÖZTÜRK

HAYRİ BEŞER

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

HÜSEYİN SÜMER

İBRAHİM ÖZTÜRK

İHSAN DAĞI

İSKENDER PALA

J. BENJAMIN TOSHACK

KADİR DİKBAŞ

KARL HEINZ FELDKAMP

KERİM BALCI

KURŞUNKALEM

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MEHMET KAMIŞ

MEHMET YILMAZ

MELİH ARAT

MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ULUSOY

MUSTAFA ÜNAL

NAZAN BEKİROĞLU

NEVİN HALICI

NURİYE AKMAN

OKAY KARACAN

ŞAHİN ALPAY

SAMİ USLU

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM İLERİ

SELİM IŞIKLAR

SEMİH YUVAKURAN

SÜLEYMAN SARGIN

UFUK BOZKIR

ZEKİ ÇOL

ZİYA PERVER

                                 

Copyright© 1995-2010 Feza Gazetecilik A.Ş.


bilge2