Şöyle başlayalım; neler telif hakkı kapsamı içine girer? Elektronik versiyonu olan bir malı (kitap, makale, müzik eseri vs.) internet ortamından yasak olduğu belirtilmesine rağmen indirmek; CD, DVD kopyalamak, bilgisayar programını izinsiz kullanmak vb. yüzlerce örnek sıralanabilir. Teknolojiye aşina olduğumuz ölçüde verdiğimiz bu ve benzeri örneklerde telif kapsamı açısından her bir ürün için farklı şeyler söylenme ihtimali olsa da genel manada, malın basılma-satılma-dağıtılmasını içine alan halka arz yetkisi, iktibaslarda sahibini belirtme, eserde değişiklik yapmama ve temsil gibi haklar sıralanabilir.
Tercihlerini kabullendiğimiz İslam bilginlerinin görüşlerine göre telif hakkı kapsamı içine giren bilgi ve düşünce ürünü olan eşyalar, İslam hukukuna göre gayri maddi maldır ve mutlak hakkın konusudur. Bunlar hem iktisadi hem de hukuki değere sahiptir. Elle tutulur, gözle görülür olmaması bir şeyi değiştirmez. Çünkü bunlar zihni çaba, uzun zaman, bedeni emek ve işin mahiyetine göre değişen binlerce-milyonlarca liralık harcamalar sonucu elde edilen ürünlerdir. Öyleyse bunların alıcısı sınırları hukuk tarafından belirlenen çerçeveye uymak zorundadır. Aksi halde hak ihlal edilmiş olur. Bu durumda ukbaya bakan veçhesiyle kul hakkı, dünyaya bakan veçhesiyle de fikri mülkiyet hukuku devreye girer. Ceza söz konusu olan bir fiil ortada varsa Ceza Hukuku, tazminat söz konusu ise Borçlar Hukuku ilgilenir ve müeyyideler devlet eliyle uygulanır.
Burada ilave şu sorulara kısa kısa cevap verebiliriz; bu mevzuda cehalet mazeret midir? Cevap; hayır, değildir. Nitekim günümüzde piyasada satılan mallara bu telif haklarının korunduğunu ifade eden semboller konulmaktadır. Mesela, daire içindeki c harfi yani © şekli bunu ifade eder.
Hak sahibinin gayrimüslim olması bir şey değiştirir mi? Cevap; hayır. Hak, haktır. Hakka sahip olan kişinin dini kimliğinin ne dünyevi ne de uhrevi açıdan hiçbir önemi yoktur.
Bazı bilgisayar programlarında yapımcı firmanın kopyalama ihtimalini mevcut teknolojiyi kullanarak imkansız kılma ihtimalini değerlendirmemeleri, dolaylı izin ve ruhsat sayılmaz mı? Cevap; bu konuda iki ayrı görüş var. Bir; hak, haktır; küçüğüne-büyüğüne bakılmaz; dolayısıyla soruda ifade edilmek istenen "bidelaletil'l hal izin" izin sayılmaz, caiz değildir. İkinci görüş ise; "Bu fiili durum eğer kanunlar tarafından yasaklanmıyorsa gizli izin sayılır. Kişi ticaretini yapmamak ve sadece kendisi kullanmak için bu malı kopyalayabilir. Eğer halka arz ile ticareti yapılacaksa gerekli telif ücretinin ödenip iznin alınması gerekir." deniliyor.
Tüketiciler açısından baktığımız bu hadisenin bir de üretici kısmı var. Bilinen bir gerçek ki bugün arka arkasına şu üç yazının yazılmasına neden olan ürünler, her ne kadar uzun çaba, gayret ve masraflar sonucu elde edilmiş de olsa, aklıselimin kabulleneceği ölçünün dışında bir kâr marjı ile satışa sunulmaktadır. Tekel oluşturmalar, gereksiz yere üretici ile tüketici arasına konulan komisyoncular ürünün fiyatının suni olarak yükselmesine sebebiyet vermektedir. İzinsiz kopyalamaya insanları iten faktörlerden birinin de bu olduğu unutulmamalıdır. Tabii insan fıtratındaki çeşitli saikleri harekete geçirerek ihtiyaç olmayan nice şeyleri ihtiyaçmış gibi sunan aşırı reklam faaliyetlerini de başka bir muharrik sebep olarak akılda tutmak lazım.