30.07.2010, Cum

Anasayfa

Zaman'ım

Multimedya

E-Zaman

Seri İlanlar

  Gündem
  Ekonomi
  Politika
  Spor
  Dış Haberler
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Röportaj
  Yazarlar
  Yorumlar
  Dizi - İnceleme
  Çizgi Yorum
  Kürsü
  Aile Sağlık
  Bilişim
  Otomobil
  Şehir Haberleri
 
 
 

Yazarlar

 A. TURAN ALKAN

t.alkan@zaman.com.tr

Ne oluyor?

-Hocam, ne oluyor; ortalık toz duman?-Türkiye değişiyor Çekirge, olup biten bu. Üstelik değişimin en hareketli, en sert anlarını yaşıyoruz... bu değişim bizim istediğimiz bir şey mi, veya bu değişimi kontrol edebiliyor muyuz dersen bundan pek emin değilim.

-Biraz daha açık konuşsan hocam?

-Olur, açık konuşayım. Al sana Ergenekon meselesi. Soruşturmanın ilk safhasından beri ihbarların, saklı cephaneliklerin, belgelerin, ilişkilerin nasıl geliştiğini şöyle bir gözden geçir bakalım ne göreceksin? Her kim ise birileri, Türkiye'de Ergenekon tipi yapılanmaların tasfiye edilmesi için düğmeye bastı ve ilişkiler kirli çamaşır sepeti gibi ortalığa döküldü. Niçin? Çünkü darbeciler kendilerini Türkiye'de iktidarı değiştirecek güç gibi görüyorlardı. Orduyla, bürokrasiyle, yargıyla ittifaka girmeden darbe yaparak iktidarı değiştirmek mümkün değil. Bunları cesaretlendiren, önceki darbelerin bu şema ile iktidarları değiştirmesi olmuştu. Bu defa olmadı, hesap tutmadı, deşifre edildiler ve şimdi mahkemede hesap veriyorlar.

-Ordunun durumu peki?

-Açık söylemek lazımsa ordu, 28 Şubat'tan beri itibar kaybına uğradığının farkında değil pek. 27 Nisan 2007'deki geceyarısı bildirisi, sonun başlangıcı oldu. Hatırlayacaksın, Cumhurbaşkanlığı seçimi krizine askeri müdahale anlamına geliyordu bu bildiri. Siyasi muhalefet ve bazı basın organları bildirinin arkasına gizlenmesine rağmen operasyon başarısız oldu; hükümet dik durdu. Günün genelkurmay başkanı geçenlerde, "o bildiriyi ben yazdım" dediyse de kimseleri inandıramadı. O meselede ordunun taraf olmaması gerekiyordu ve bu hatayı yaptılar. Ergenekon ordu bağlantıları sonradan deşifre edildi ve ordu müşkül durumda kaldı. Fenerbahçe Orduevi'nin aranmasını düşün bir... Bugün ise askeri vesayet sisteminin dayanakları tartışılıyor. Yıllardır uygulanmasına rağmen askeri yargının hukuk rejimi içinde yarattığı çift başlılık şimdi fark edildi. Nitekim sivil kişilerin askeri mahkemelerde yargılanamayacağını belirleyen kanun değişikliği bir gecede geçti Meclis'ten. Arkası gelecektir. Anamuhalefet liderinin geçici 15. maddenin kaldırılması teklifini de bu istikamette değerlendirmek lazım aslında.

-Nasıl?

-Isınma turları yapıyorlar. Herkes biliyor ki, geçici 15. maddenin kaldırılması bu anayasanın zaaf ve çelişkilerini ortadan kaldırmaz. Tamamını değiştirmek lazım ve öyle olacak eninde-sonunda. Bir "devr-i sâbık" edebiyatı icad edilmeden Türkiye'de iktidar denklemi sivil ve siyasi otoritenin lehine yeniden kurulacak. Kenan Paşa'nın "intihar ederim" demesi işin magazin faslıdır, hatta ve hatta sahte mi gerçek mi olduğu günlerce tartışılan harekât planı da genel itibarla basının hoşlandığı malzemeler ihtiva ettiği için gündemde tutuluyor.

-Ne yani, gerçek değil mi?

-Onu bilemem fakat, 27 Nisan gece bildirisinin gerçekliği tartışılamaz meselâ. Burada önemli nokta şu, askerlere sistem içinde lüzumundan da fazla imtiyaz veren, koruma ve kollama görevini muğlak ve keyfi sınırlara kadar taşıran eski düzenin devamı mümkün değil artık. En kritik meselemiz şu; askeri vesayet rejimini demokratikleştirirken ordunun itibarına, muharebe gücüne zarar vermemek; buna itina gösterilmeli. En başta askerler bu hayati noktaya itina göstermeli. Biz İsviçre değiliz; ordusuz toplum fasaryalarını ciddiye alamayız. Siyasi işlere gösterilen görev ötesi alâkalar orduyu, sandığımızdan daha çok zayıflattı. Başından beri bu kritik meselenin altını çizmeye gayret ettik ki bunun hâlâ anlaşılabildiğinden emin değilim. Ne demokrasiden vazgeçeriz, ne de ordudan. Değişimi bu zihinle kavrarsak güçlenerek çıkarız vesselam. t.alkan@zaman.com.tr


29 Haziran 2009, Pazartesi

 YORUMLA
Bookmark and Share | Gönder| Yazdır
 Yazarın Diğer Yazıları
 29.06.2009 - Ne oluyor?
 28.06.2009 - Hazırda bekletilen "Çakma" elemanlara dair bir deneme
 24.06.2009 - Üç nalla bir at
 22.06.2009 - Ordu için, orduya rağmen
 21.06.2009 - Grup toplantısı
 20.06.2009 - Askerî yargı, Atatürk Anayasası'ndaki yerine: Marş!
 17.06.2009 - Tam da o esnada hakim bey...
 15.06.2009 - Yazın bu tarihi bir kenara...
 14.06.2009 - Yenilebilir şilt
 13.06.2009 - Mütevelli kızı sevmenin âdâbına dair

Yazarlar

A. ALİ URAL

A. TURAN ALKAN

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET ÇAKIR

AHMET KURUCAN

AHMET RASİM KÜÇÜKUSTA

AHMET SELİM

AHMET TEZCAN

AHMET YAVUZ

ALİ AYDIN

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

ATIF KEÇECİ

BEJAN MATUR

BEŞİR AYVAZOĞLU

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

GÜNSELİ ÖZEN OCAKOĞLU

H. İBRAHİM EKİZ

HAMDULLAH ÖZTÜRK

HAYRİ BEŞER

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM ÖZTÜRK

İHSAN DAĞI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

KURŞUNKALEM

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MEHMET KAMIŞ

MELİH ARAT

MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE

MURAT YÜLEK

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ULUSOY

MUSTAFA ÜNAL

NAZAN BEKİROĞLU

NEVİN HALICI

NURİYE AKMAN

OKAY KARACAN

ŞAHİN ALPAY

SARUHAN ÖZEL

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM İLERİ

SELİM IŞIKLAR

SEMİH YUVAKURAN

SÜLEYMAN SARGIN

UFUK BOZKIR

ZEKİ ÇOL

ZİYA PERVER

                                 

Copyright© 1995-2010 Feza Gazetecilik A.Ş.


bilge1