09.09.2010, Per

Anasayfa

Zaman'ım

Multimedya

E-Zaman

RAMAZAN

  Gündem
  Ekonomi
  Politika
  Spor
  Dış Haberler
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Röportaj
  Yazarlar
  Yorumlar
  Dizi - İnceleme
  Çizgi Yorum
  Kürsü
  Aile Sağlık
  Bilişim
  Otomobil
  Şehir Haberleri

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

EKLER


BÖLGESEL

 
 
 

Yazarlar

 AHMED ŞAHİN

a.sahin@zaman.com.tr

Vücuttaki dövmeler abdeste ve gusle mani mi?

Ben de kolumdaki dövmeleri gösterdim. Bunlarla abdest olmazmış, önce deriyi kaldırıp altındaki renkleri silmek gerekiyormuş, ben de bunu göze alamadım, deyince beni rahatlatan açıklamalarda bulundular. Dövmeler abdeste de gusle de engel olmaz, sana yanlış bilgi vermişler, diyerek beni size yönlendirdiler.

Gerçekten de kollarımda bedenimde bulunan dövmeler abdeste, gusle engel değiller mi? Bunların abdeste engel olduğunu söyleyen arkadaşlarım bana yanlış bilgi mi vermiş olmaktalar?

Cevap: Peygamberimiz (sas) kollara, bedenin herhangi bir yerine dövme yaptırmayı uygun bulmamış, yabancılara ait böyle faydasız alışkanlıkları taklit etmeyi tavsiye etmemiştir. Bununla beraber, dövmelerin abdeste, gusle mani olmayacağı da ilgili kitaplarda açıklanmıştır. Çünkü abdest ve gusülde esas olan, derinin üzerinden suyun akıp gitmesi, bedeni ıslatarak temizlemesidir. Dövmeler ise deri üzerinde tabaka teşkil etmediklerinden cildin ıslanıp temizlenmesini önlemezler. Dolayısıyla tanıştığınız yeni arkadaşlarınız doğru bilgi vermişler, eskiler ise maalesef ibadetine bile mani olacak yanlış telkinlerde bulunmuşlardır. Bilgili arkadaşla bilgisiz arkadaşın farkı da böylece meydana çıkmıştır.

Bilgisiz arkadaşın zararlarını anlatan Peygamberimiz (sas), "İnsan farkına varmadan cahil dostunun benimsediklerini benimseyebilir. Seçtiği dosta dikkat etmelidir!" ikazında bulunmuştur. Demek ki bilenlerle yakınlık kurarsanız doğruları benimsersiniz, bilmeyenlerle arkadaşlık ederseniz böyle yanlışlara kapılır, ibadetinizi bile yapamaz hale gelirsiniz.

Şirazlı Sadi iyi arkadaşın bıraktığı güzel etkiyi anlatırken şöyle tatlı bir misal verir: Çevresine ibretle bakan adamın biri, ormanda dolaşırken bir meşe yaprağından gül kokusu geldiğini anlayarak; "Nasıl oluyor da gül gibi kokuyorsun ey meşe yaprağı?" der. Dile gelen meşe yaprağı da şöyle cevap verir:

"Uzaklardaki gülün yapraklarını rüzgâr uçurup buralara kadar getirdi. Ben onları kendi yanımda misafir ettim. Bir müddet gülle arkadaşlık ettik. Gül kokusu bana arkadaşlık ettiğim bu gül yaprağından geldi."

Demek ki, bilgili insanlarla arkadaşlık ederseniz güzel şeyler öğrenir, sağlam bilgiler elde edersiniz. Bilgisiz kimselerle dostluk kurarsanız pişman olacağınız yanlışları benimser, ibadetinizi bile yapamaz hale gelirsiniz. Seçtiğiniz arkadaş ve dostlara dikkat!

Soru: Kendisine gusül farz olan cünüp (dinen kirli) sayılan kimsenin yıkanmadan ibadet yapamayacağını biliyoruz. Ancak bu yıkanmanın kendine mahsus şartlarını bilmiyoruz. Bu şartlar konusunda kısa da olsa bilgi verebilir misiniz?

Cevap: Cünüp olan, yani dinen kirli sayılan kimsenin ibadet edecek temizliğe kavuşması için gusül yapması farzdır. Yapılan bu guslün sahih olması için de üç farzın yerine getirilmesi gerekir. Bu üç farzın başında biri, önce yıkanmış elle üç defa ağza su alıp iyice çalkalayarak ağız içinde kuru yer bırakmamak, arkasından gelen ikincisi de, aynı şekilde burna üç defa su çekip burun içini kuru yer kalmayacak derecede yıkamak. Son üçüncü farz ise baştan aşağıya dökülen su ile tüm bedeni yıkamak, iğne ucu basacak kadar kuru yer kalmadığı andan itibaren guslün tamamlanıp temizliğin gerçekleştiğini bilmek. Mübarek Berat Kandili'nizin (ebedi hayatta) beraatınıza vesile olması dileğimle. a.sahin@zaman.com


05 Ağustos 2009, Çarşamba

 YORUMLA
Bookmark and Share | Gönder| Yazdır
 Yazarın Diğer Yazıları
 05.08.2009 - Vücuttaki dövmeler abdeste ve gusle mani mi?
 04.08.2009 - Kadın kocasının haram kazancından yiyebilir mi?
 29.07.2009 - Yaz kumaşlarıyla da tesettürlü olunamaz mı?
 28.07.2009 - Sandalyede namaz ve seferilikte sınır nerede başlar?
 22.07.2009 - İdrar dışı gelen akıntı guslü mü, abdesti mi gerektirir?
 21.07.2009 - Kim demiş İslam'da kadın sözünü dinletemez diye?
 15.07.2009 - Kur'an öğretiminden ücret alınamaz mı?..
 14.07.2009 - Karışık kafayla kıldığım namazlarım kabul olur mu?
 08.07.2009 - Kendinizi mahremiyet sınırları içinde korumaya alın!
 07.07.2009 - Tatil demek, atıl kalmak, boş vakit geçirmek demek midir?

Yazarlar

A. ALİ URAL

A. TURAN ALKAN

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET ÇAKIR

AHMET KURUCAN

AHMET RASİM KÜÇÜKUSTA

AHMET SELİM

AHMET TEZCAN

AHMET YAVUZ

ALİ AYDIN

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

ATIF KEÇECİ

BEJAN MATUR

BEŞİR AYVAZOĞLU

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

GÜNSELİ ÖZEN OCAKOĞLU

H. İBRAHİM EKİZ

HAMDULLAH ÖZTÜRK

HAYRİ BEŞER

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM ÖZTÜRK

İHSAN DAĞI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

KURŞUNKALEM

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MEHMET KAMIŞ

MELİH ARAT

MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE

MURAT YÜLEK

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ULUSOY

MUSTAFA ÜNAL

NAZAN BEKİROĞLU

NEVİN HALICI

NURİYE AKMAN

OKAY KARACAN

ŞAHİN ALPAY

SARUHAN ÖZEL

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM İLERİ

SELİM IŞIKLAR

SEMİH YUVAKURAN

SÜLEYMAN SARGIN

UFUK BOZKIR

ZEKİ ÇOL

                                 

Copyright© 1995-2010 Feza Gazetecilik A.Ş.


bilge1