09.09.2010, Per

Anasayfa

Zaman'ım

Multimedya

E-Zaman

RAMAZAN

  Gündem
  Ekonomi
  Politika
  Spor
  Dış Haberler
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Röportaj
  Yazarlar
  Yorumlar
  Dizi - İnceleme
  Çizgi Yorum
  Kürsü
  Aile Sağlık
  Bilişim
  Otomobil
  Şehir Haberleri

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

EKLER


BÖLGESEL

 
 
 

Yazarlar

 SÜLEYMAN SARGIN

s.sargin@zaman.com.tr

Zemzem nasıl içilir?

Ulaşım imkânlarının bu kadar gelişmediği dönemlerde Müslümanlar hacca atla, deveyle veya yaya olarak gidiyorlardı. Bu da çok zahmetli ve meşakkatli bir yolculuk demekti.

Günler, haftalar süren bir yolculuk, hac ziyaretiyle birlikte insanların üç dört ayını alıyordu. Bu sebeple böyle bir karar alıp hac için yola dökülenlere toplumda takdir dolu gözlerle bakılıyor ve onlara "hacı" unvanıyla farklı bir statü veriliyordu.

Bugün de uygulandığı gibi hacca gidecek insan, oraya özellikle kul haklarından arınmış bir şekilde tertemiz gidebilmek için tanıdık tanımadık herkesle helalleşip vedalaşırdı. (En doğrusu da budur.) Borcu varsa borçlarını da öder ve oraya üzerinde hiçbir hak olmadan giderdi. Bu gereklilikten dolayı insanlar, hacca giderken herkesi bu durumdan haberdar etmiş oluyorlardı. Onlar böyle helalleşip herkesi haccından haberdar ederken, geride kalanlar da onların bir an önce dönmelerini ve evlerinde ziyaret etmeyi planlarlardı. Hacı ziyaretine gitmek de önemli görevlerdendi çünkü. İşte hacca giden insanı en çok düşündüren hususlardan biri, bu ziyaretçilere oraya ait bir hatıra getirmek meselesiydi. Herkesin gidemediği o topraklardan en azından orayı hatırlatacak bir takke, tesbih, yüzük vs. getirmek âdettendi.

Şimdilerde hacı adayları, aylar süren yolculuklar yerine uçakla gidip birkaç haftada görevlerini ifa edip geliyorlar. Hediyelerini de, ekseriyet itibarıyla daha oralara gitmeden Türkiye'den alıyorlar. Eski dönemlerde "Haremeyn-i Şerifeyn hatırası" niyetiyle bin bir zahmetle oralardan getirilen takkeler, tesbihler, seccadeler, güzel kokular şimdi buralardan alınıyor. Maksat, oralardan bir hediye getirmekten ziyade, misafiri boş çevirmemek. Bir arkadaşım, annesine hac kurasının çıktığını söyleyince, maalesef annesinin ilk tepkisi "benim şimdi bir sürü alışveriş yapmam lazım" olmuş. Durum böyle olunca da aslında o hediyelerin pek bir anlamı kalmıyor.

İşin doğrusu haccın ruhuyla uzaktan yakından alakası olmayan, tamamen israfa ve tüketime dayalı bu hediye alışkanlığını kökten değiştirmek. Her ne kadar büyük kısmını buralardan almış olsalar da yakın akrabaya, eşe-dosta, torun torbaya getirilecek hediyeler için hacılarımız maalesef o kutsal beldelerde çarşı pazarda ömür tüketiyorlar. Mescid-i Nebevî'de Nebiler Sultanı'nın manevi atmosferinde ibadet ü taatle, zikirle, istiğfarla geçirecekleri vakitleri, dükkân dükkân gezip birkaç gün ömrü olan kalitesiz oyuncaklar, hiçbir esprisi kalmamış kadife, ipek kumaşlar ve pek çoğu sahte inciler arayarak heba ediyorlar. Bir grup Türk hacıyı bir arada kendisine doğru gelirken gören Medineli bir dükkân sahibinin Türkçe olarak "Aman ya Rabbi, Türkler geliyor!" diye sevinç çığlığı atması, durumu anlatmaya yetiyor. Maalesef bu hediye çılgınlığının hem zaman, hem para hem de emek israfı olmasının ötesinde hiçbir anlamı bulunmuyor. Ve ne yazık ki bu yara, aynı hızda kanamaya devam ediyor. Artık ne hacca gidenler gelirken neler getireceğinin telaşına düşmeli ne de burada hacı ziyaretine gidenler hediye adına bir beklentiye girmeli.

Kâinatın Güneşi'nin (sallallahu aleyhi ve sellem) mübarek ayağının değdiği o topraklarda yetişen birkaç hurma ile Hz. İbrahim'den bu yana milyarlarca insanın kana kana içtiği cennet suyu zemzemden birkaç yudum, oradan getirilebilecek en hoş hediyelerdendir. İllaki hediye getirilecekse bu ikisi yeter de artar bile.

Tabii hacının ikram ettiği zemzemin nasıl içileceği de ayrı bir tartışma konusu! Tavaftan sonra Makam-ı İbrahim'de iki rekât namaz kılıp ardından Kâbe'ye yönelerek ayakta birkaç yudum zemzem içmek sünnettir. Ama bu, belirttiğimiz gibi sadece tavaftan sonra sünnettir. Bunun dışında suyu her zaman oturarak içmek sünnete daha uygun bir davranıştır. Ancak niyet, zemzemin Kâbe'den gelişine hürmeten Kâbe'de içildiği gibi ayakta kıbleye yönelerek içmekse buna da bir şey diyemeyiz. Dolayısıyla ikram edilen zemzemi oturarak ya da ayakta içmek arasında bir fark yok.

Unutulmaması gereken önemli bir husus da zemzemin ne şekilde içildiğinden ziyade ne niyetle içildiğidir. Zira Efendimiz (aleyhi ekmelü't-tehâyâ) "Zemzem suyu ne niyetle içilirse Allah, içene onu verir." buyurmuşlardır. Zemzemi içerken Allah'tan iman, ihlas, samimiyet, istikamet, sadakat, ilim, iffet, haya, gönül zenginliği vs... istemek sünnete en muvafık olan davranıştır.

Aslında duaların kabul olunduğu en kutlu zaman diliminde, duaların kabul olunduğu en kutlu beldeye giden insanlardan istenecek ve beklenecek en güzel hediye, onların dualarında yer almaktır. Hacca uğurladığımız insanlardan Arafat'ta, Müzdelife'de, Mina'da, Kâbe'de, Ravza-i Tâhire'de insanlık için, İslam âlemi için, ülkemiz, milletimiz için dua etmelerini, dualarında bize de yer vermelerini, fırsat bulurlarsa İnsanlığın İftihar Tablosu Efendimiz Hz. Muhammed'e (aleyhi's-salâtü ve's-selam) selam ve hürmetlerimizi arz etmelerini talep etsek, hediye olarak bu bize yeter.


11 Aralık 2009, Cuma

 YORUMLA
Bookmark and Share | Gönder| Yazdır
 Yazarın Diğer Yazıları
 11.12.2009 - Zemzem nasıl içilir?
 04.12.2009 - Medine ana kucağı gibi sıcak
 27.11.2009 - Bugün hacda üç bayram birden yaşanıyor
 20.11.2009 - Üzerine yemin edilen on gece
 13.11.2009 - En tehlikeli virüs hangisi?
 06.11.2009 - Bu devirde babana bile güvenme!
 30.10.2009 - Bizi çocuklarımıza soracaklar
 23.10.2009 - Sevabımın tamamı onların olsun
 16.10.2009 - Ağlattığın gibi güldür onları
 09.10.2009 - Anne-baba hakkı

Yazarlar

A. ALİ URAL

A. TURAN ALKAN

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET ÇAKIR

AHMET KURUCAN

AHMET RASİM KÜÇÜKUSTA

AHMET SELİM

AHMET TEZCAN

AHMET YAVUZ

ALİ AYDIN

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

ATIF KEÇECİ

BEJAN MATUR

BEŞİR AYVAZOĞLU

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

GÜNSELİ ÖZEN OCAKOĞLU

H. İBRAHİM EKİZ

HAMDULLAH ÖZTÜRK

HAYRİ BEŞER

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM ÖZTÜRK

İHSAN DAĞI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

KURŞUNKALEM

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MEHMET KAMIŞ

MELİH ARAT

MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE

MURAT YÜLEK

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ULUSOY

MUSTAFA ÜNAL

NAZAN BEKİROĞLU

NEVİN HALICI

NURİYE AKMAN

OKAY KARACAN

ŞAHİN ALPAY

SARUHAN ÖZEL

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM İLERİ

SELİM IŞIKLAR

SEMİH YUVAKURAN

SÜLEYMAN SARGIN

UFUK BOZKIR

ZEKİ ÇOL

                                 

Copyright© 1995-2010 Feza Gazetecilik A.Ş.


bilge1