Kayseri-G.Saray maçı bitiminde, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki'nin açıklamalarından sonra, "Bakalım ne olacak?" diye bekledi herkes. Beklenen, MHK başkanının çıkıp bu açıklamayı yapanlara "Yalan söylüyorsunuz, ben ve ekibim böylesine ahlaksız teklifler ve pazarlıklar içinde olmadık, olmayız. Bu konuyu yüce Türk adaletine havale edip, gerekli dava dilekçemi bizzat ben Oğuz Sarvan olarak vereceğim" açıklamasıydı. Bu tepkiyi inanın en çok hakemler bekledi, onlar istedi. Kapalı kapılar ardında kendileri için pazarlıklar yapılıp yapılmadığını, kendilerine sahip çıkılıp çıkılmadığını, kendilerinin geleceklerinin kulüp yöneticisi dahi olmayanların iki dudağı arasında olup olmadığını görmek istediler. Peki ne mi oldu? Gelin Hakan Sivriservi nin açıklamasını yorumlayalım.
5 Nisan 2008 tarihinde yönettiği Fenerbahçe-Kayserispor maçı, Oğuz Sarvan ve kurulunun göreve gelmesinden itibaren 8. Süper Lig maçıydı. Yani hakemlik tabiriyle 'Maçtan zehirlenmeye başlayan' bir isimdi. MHK'nın güveni ve inancı vardı Hakan Sivriservi'ye. Her hakemin verebileceği yanlış bir karar, Sivriservi'nin sonu oldu. Bu konuda Sarvan "O zamanki şartlarla bu zamanki şartlar bir değil, o zaman yeni bir oluşum vardı, güven ortamı gerekiyordu." demiş. Yani demiş ki: "Sen güvenilir değilsin." Peki o zaman üst üste 8 maçı nasıl ve neden verdin? "Hakan Sivriservi, acaba Oğuz Sarvan'ın istediklerini mi yapmadı da güvenilmez oldu?" diye sormak lazım. Sayın Sarvan'ın "güvenilirlik" anlayışı nedir merak ediyorum doğrusu. Mesela şu anda Tolga Özkalfa, Sarvan tarafından güvenilir olarak mı görülüyor? Onun için mi hata yapsa da yapmasa da maça gidiyor? Oğuz Sarvan, 2 yıl Sivriservi'nin telefonlarına da çıkmamış. Nedense aklımıza Fenerbahçe ve Kulüpler Birliği Başkanı Sayın Aziz Yıldırım'ın sözleri ve hemen peşinden Oğuz Sarvan'ın cevabı geldi. Ne demişti Sayın Yıldırım: "MHK başkanı, benim -yani kulüpler birliği başkanının- telefonlarıma çıkmıyor." Sarvan ne cevap vermişti: "Ben numarasını tanımadığım telefonlara çıkmam." Doğru olabilir, ancak sen kadrondaki en üst seviyedeki bir hakemin telefonuna bile çıkmıyorsun.
Lafı fazla uzatmadan son gün gerçekleştiği belirtilen Sarvan-Sivriservi görüşmesinin finaline gelelim. Hakan Sivriservi'nin açıklamasından aynen aktarıyorum: "... Oğuz Sarvan nasıl olur da 2 yıl sonra hakemliği bırakarak, gözlemcilik yapmamı teklif eder? Bu ne vicdansız bir pazarlıktır. Ben hakemliği onurluca bırakıyorum. Aynı onurlu davranışı ben de Oğuz Sarvan'dan bekliyorum." Sözün bittiği yer burası olsa gerek. Peki Oğuz Sarvan ve arkadaşlarının teklifine bakar mısınız? 'Hakemliği bırak, gözlemcilik yap'. Teklife var mısın, yok musun? Onurunu, gururunu, aileni, yaşantını, hayat görüşünü, duruş şeklini bir tarafa at ve bu teklifimizle mutlu olmaya çalışıp, kes sesini otur yerine, denmiş olsa gerek.
Biraz daha karikatürize edersek, 'Size göre pantolonumuz yok, size etek verelim, bunu giyin' demiş Oğuz Sarvan. Hakan Sivriservi de 'vicdansızlık' diye adlandırdığı teklif karşısında, 'hakemlikten istifa ederek' bir anlamda 'Yok, etek bana uymaz. Lütfen siz buyurun.' demek istemiş olmalı. Selçuk Dereli istifa ettiğinde, Oğuz Sarvan ve kuruluna sormuştum. 'Sırada kim var?' diye. Şimdi yine Sarvan'a soruyu değiştirip soruyorum: 'Sıranın şimdi kime geldiğinin farkında mısın?'