03.09.2010, Cum

Anasayfa

Zaman'ım

Multimedya

E-Zaman

RAMAZAN

  Gündem
  Ekonomi
  Politika
  Spor
  Dış Haberler
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Röportaj
  Yazarlar
  Yorumlar
  Dizi - İnceleme
  Çizgi Yorum
  Kürsü
  Aile Sağlık
  Bilişim
  Otomobil
  Şehir Haberleri

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

EKLER


BÖLGESEL

 
 
 

Yazarlar

 ALİ AYDIN

aliaydin@zaman.com.tr

Federasyon, futbolu yönetmekten aciz

Diyarbakır-Bursa maçında yaşananlara, neresinden bakarsanız bakın, haklı diyebileceğiniz hiçbir tarafını bulamazsınız. Mazereti de yok. İyi niyet hiç yok. Hak arama adına yapıldığı söylenen anlamsız tepkinin, savunulan değerler adına neler kaybettirebileceğini kimse hesap edemez mi?

İlk maçta Bursa'da yaşananları tabii ki kimse tasvip etmedi. Her şeyden önce toplulukların onuru ile oynanmış, bir halka mal edilmiş olarak algılanan o 'PKK dışarı' tezahüratı, belki de bu maçın sonunu hazırlayan başlangıç olmuştu. Hiçbir şekilde kabullenilemeyecek bu tezahürat, kuşkusuz ki edebe aykırı, onur kırıcı, toplulukları rencide edici bir durumdu. Zaten bunu da kimse savunmadı. Daha da önemlisi, Diyarbakırlı olsun ya da olmasın, herkes Bursa'da yaşananları reddederek, Diyarbakır ve halkına destek verdi. Yani Bursa'da yaşananlar ne kadar yanlış ve kabullenilmeyecek hareketlerse, Diyarbakır'da yaşananlar da aynı şekilde kabullenilmesi zor bir durum.

Her ne şekilde ve düşüncede olursa olsun, İstiklal Marşı'mızın ıslıklanması ve yerine başka bir amaçla başka bir marş söylenmesi, çok çirkin, haddi aşan, utanç verici bir tabloydu. Aslında maçın neden oynanmadığının da en açık işaretiydi. İlk maçta nasıl ki o kötü tezahürattan dolayı toplumun her kesimi, Diyarbakır halkının arkasında durduysa, şimdi Türk milletinin en büyük manevi değeri, toprağını, bayrağını, vatanını sembolize eden Milli Marşı'nın ıslıklanmasının da karşısında öyle duruyor.

Şimdi bakıyoruz, benim gibi hakem yorumları yapan eski hakemlerin bir bölümü, nedendir bilinmez, maçın hakemi Kamil Abitoğlu'nun doğruları yaptığı için arkasında durmaları gerekirken, geldikleri camiayı yerle bir etme çabası içindeler. Hakemin maçtaki performansını eleştirebilirsiniz, pozisyonların doğru ya da yanlış olduğunu kendinize göre yorumlayabilirsiniz. Bunu ben de görevim icabı yapıyorum. Ama haklı olanların da savunulması taraftarıyım. Müsabaka talimatlarında hakemin uyması gereken prosedürleri yok saymak, ya bilgisizliğin ya da art niyetli yaklaşımın ürünü olsa gerek.

Ligin 10. haftasındaki F.Bahçe-G.Saray derbisini hatırlayın. Maç başlamadan önce yardımcı hakemin kafası yarılmış, tedavi sonunda oyun başlatılmış ve bitirilmişti. O zaman da söyledik, şimdi de söylüyoruz. Futbol müsabakası, önce kurallara ve devamında kuralların ruhuna uygun şekilde talimatların resmileştirilip uygulanmasıyla icra edilen bir oyundur. Bu oyunda her şeyin hukuksal bir dayanağı vardır. Diyelim ki, F.Bahçe-G.Saray ve D.Bakır-Bursa maçları, maçın hakemleri tarafından başlamadan tatil edildi. Maçlar masaya yatırıldı. Hakem raporunda şunu mu yazacak: "Kanıma göre maçta olay çıkacak, kavga olacak, kafalar yarılacak, müsabaka yarıda kalacak. Bu belliydi. Onun için maçı oynatmadım, tatil ettim." Peki hukuk kurulu ne diyecek? 'Kardeşim sen onları bırak, sen maçı kendi kanaatine göre nasıl tatil edersin? Oyun kurallarının ya da müsabaka talimatının hangi maddesine göre maçı tatil ettin? Bunun hukuksal dayanağı nedir?' diye sormayacak mı? Maç öncesi yaşanan olaylar ile ilgili hiçbir talimat yok. Hakemin maçı başlatmaması için hiçbir gerekçe yok. Her şey maçın başlatma düdüğünden sonra gelişmiş. D.Bakır-Bursa maçı, başladıktan sonra Futbol Müsabaka Talimatı'nın 20. maddesinin 1 fıkrasının b bendine göre tatil edildi. Hukuksal dayanağı tanımlanmış. Daha da ileri gidersek, bu olayların devam ettiğini düşünün. Abitoğlu da maçın 90 dakikasını tamamlattı. Kafalar yarıldı, futbolcular korkudan oynayamadı... Maç sonunda bu defa yukarıdaki tanımlanan maddeye istinaden Bursaspor, TFF'ye başvursa ne olacak?

Düşünün bakalım. Yani ligin 10. haftasındaki olaylar nedeniyle müsabaka başlangıcındaki hakemin yetkisini tanımlamayı aklına getiremeyen TFF ve MHK, bu işin birinci derecede sorumlusudur. 'TFF, yaptığı işin ne kadar önemli olduğunu kavrayamıyor mu acaba?' diye sorasım geliyor.

KONTEYNIRDAN SOYUNMA ODASI OLUR MU?

Gelelim bir başka konuya. Bir yanda 2016 Avrupa Şampiyonası'na aday olup, ülke ülke gezip destek aranırken, bir tarafta uluslararası hazırlık dahi olsa bir turnuvayı yüzüne gözüne bulaştırıyor. U19 hazırlık turnuvasında, maçlar Bodrum'da oynatılıyor. Sanki stat ya da saha ya da başka bir il ya da ilçe yokmuş gibi, maçlar brandayla kapatılan yedek kale yedek kulübesi, konteynırdan bozma soyunma odası, portatif tuvalet ve tahta sandalyeden oluşan VİP tribünlü sahada oynanıyor. Daha da ilerisi Rusya takımının gençleriyle, Türk milli takımının gençleri, sanki kurtuluş savaşını andırırcasına cephede savaşan asker edasıyla yumruk yumruğa kavgaya tutuşuyor. Ve bu kafadaki TFF, dünya 3.sü olan bir ülkeye, hem düşman kazandırıyor hem de bu ülkeyi ayağından kendi kendine vuruyor. İşte talimatlardan bihaber, yaşanmışlardan ders çıkartmayan, o kadar olay varken, ortalık toz duman olmuşken kafasını kuma gömen TFF ve MHK, bu ülkenin futbolunu böyle yönetiyor. Yazıktır, günahtır ve futbola ayıptır.

Son olarak Elazığ depreminde hayatını kaybeden halkımıza Allah'tan rahmet, Türk halkına başsağlığı dilerken, Manisaspor-Denizlispor maçında ayağı kırılan Denizlisporlu Güray'a 'geçmiş olsun' diliyorum.


10 Mart 2010, Çarşamba

 YORUMLA
Bookmark and Share | Gönder| Yazdır
 Yazarın Diğer Yazıları
 10.03.2010 - Federasyon, futbolu yönetmekten aciz
 08.03.2010 - Hakemler ilk yarı iyi, ikinci devre kötü
 07.03.2010 - Kamil Abitoğlu'nun tatil kararı doğru
 04.03.2010 - Yeni nesil milliler umut veriyor
 02.03.2010 - Adaleti yorumlar değil, kurallar belirler
 01.03.2010 - [Galatasaray - Kasımpaşa] Abitoğlu seyir zevkini yüksek tuttu
 28.02.2010 - İlker Meral'den kabul edilebilir hatalar
 27.02.2010 - Fazladan iki çift göz değil, vicdan lazım
 26.02.2010 - Galatasaray, tur atlayabileceği maçı hakem kararlarıyla kaybetti
 24.02.2010 - Doğrular yapılınca kimsenin sesi çıkmaz
İftara Ne Kadar Kaldı?

İftar:   Sahur:

www.BankAsya.com.tr

Yazarlar

A. ALİ URAL

A. TURAN ALKAN

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET ÇAKIR

AHMET KURUCAN

AHMET RASİM KÜÇÜKUSTA

AHMET SELİM

AHMET TEZCAN

AHMET YAVUZ

ALİ AYDIN

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

ATIF KEÇECİ

BEJAN MATUR

BEŞİR AYVAZOĞLU

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

GÜNSELİ ÖZEN OCAKOĞLU

H. İBRAHİM EKİZ

HAMDULLAH ÖZTÜRK

HAYRİ BEŞER

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM ÖZTÜRK

İHSAN DAĞI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

KURŞUNKALEM

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MEHMET KAMIŞ

MELİH ARAT

MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE

MURAT YÜLEK

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ULUSOY

MUSTAFA ÜNAL

NAZAN BEKİROĞLU

NEVİN HALICI

NURİYE AKMAN

OKAY KARACAN

ŞAHİN ALPAY

SARUHAN ÖZEL

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM İLERİ

SELİM IŞIKLAR

SEMİH YUVAKURAN

SÜLEYMAN SARGIN

UFUK BOZKIR

ZEKİ ÇOL

                                 

Copyright© 1995-2010 Feza Gazetecilik A.Ş.


bilge2