KAPAT
GÜNDEM Yazarlar Ali Ünal-Böyle rehber, böyle cemaat

Böyle rehber, böyle cemaat

Gerçek, kapsamlı bir İslâmî hizmetin birinci vazifesi, insanlara Allah'ın âyetlerini okumaktır; bununla zihinler yanlış kabullerden arındırılır ve onlara doğru bakış açısı kazandırılır.

Kâinattaki her bir nesne, vâkıa ve hadise, insan ve onun bütün uzuvları, tarihte her bir vaka ve esasen bunların tercümesi olan Kur'ân'ın iki nokta arası bölümleri, Allah'ın âyetleridir; bize O'ndan haber verir. Bediüzzaman, İslâmî hizmetin bu boyutunu şöyle tefsir eder: “Aklın nûru fünûn-u medeniye; kalbin ziyası ulûm-u dîniyyedir. Bu ikisinin imtizacıyla hakikat tecelli ve talebenin himmeti pervaz eder. Birinin yokluğundan taassup, diğerinin yokluğundan şüphe ve inkâr doğar.” İslâmî bir hizmetin ve gerçek rehberin ikinci vazifesi tezkiyedir. Tezkiye, beş boyutludur: (1) Nefsin emmâre nefis olmaktan mutmainne râzıye marziyye nefis olma yönünde tezkiyesi; (2) kalbin, “kalb hastalıkları”ndan arındırılması, tasfiyesi; (3) rûhun beden ve nefis karşısında güçlendirilmesi, tenmiyesi; (4) Malın infakla, zekâtla temizlenmesi; (5) Bedenin, elbisenin, evlerin, sokakların, şehrin tertemiz olması (maddî taharet). Üçüncü vazife, insanlara Allah'ın hükümlerini, hikmeti, yani eşya ve hadiselerin manâsını, Kaderî boyutunu, Din'i gerçeğiyle anlama ve tatbik ölçülerini, bir de öğretilmesi elzem olan ilimleri öğretmektir.

İslâmî hizmet, bu esaslar üzerine bina edilir. Gerçek rehber, bütün bu esaslarda insanlara kılavuzluk yapabilecek, yani kâinatı, eşyayı, insanı ve hadiseleri tanıyan, anlayan ve anlatabilen, bunun için müesseseler kuran, kurduran;  kâmil velî-mürşid; Din'in hükümlerini ve hikmeti çok iyi bilen, tefekkürü, tefakkuhu, teemmülü ve muhakemesiyle tam âlim zattır. İslâmî hizmet cemaatinin vasıflarını ise Hocaefendi, 1980 Mayıs'ında Adapazarı'ndaki bir sohbetinde şöyle tarif ediyordu:

“Sahabe ve Tabiûn neşvesini kazanmış, ilim ve irfan hayatı adına müesseseleri bir yönüyle maneviyat okulları haline getirmiş ve buralarda Şah-ı Gey­lanî'lerin, Şah-ı Nakşibend'lerin, Ahmed Bedevî'lerin, Hz. Şazelî'lerin gönül derinliğini, aşk ve heyeca­nını yaşayan bir cemaat. Kalbleri İslâmî ilimlerle doygun, zihinleri fenlerle aydın bir cemaat. Meskeneti üzerinden atan, meselelerin üze­rine dosdoğru giden, hayatı istihkâr eden, Allah uğruna, Rasûlüllah uğruna evi, evlâdı, her şeyi terk e­debilen hasbîler cemaati. İlim, aşk ve heyecanı gönlün­de yoğurmuş, basireti mücahedesine rehber, aklı kalbinin emrinde coşkun ve hikmet ehli bir cemaat. Hali ve kavliyle Kur'ân'a tercüman olabilen; devrin şartlarını çok iyi kavramış, dönemin içtimaî çemberini, iktisadî çemberini bi­len, dünyada olup bitenleri mü'min feraset ve basi­retiyle değerlendirmeye muktedir, ilim, hikmet ve irfanla donanmış komple insanlardan oluşan bir cemaat. Gecesinin dudağında tehec­cüdü, dilinde evradı, seccadesinde iniltisi, kalbinde insanlığının, fıtratının verdiği güzelin, iyinin, doğ­runun, hak ve adaletin coşkun tutkusu, dünyaya, hayata, eşyaya, hadiselere bakışında Kur'ânî düşünce ve değer yargılarının şaşmaz mihengi bulunan in­sanlardan oluşan bir cemaat.” Günlük politika yalancılığı ve hokkabazlığına, lisanı kuvvetli, sözleri tumturaklı, fakat Kitab'ı oku­duğu ve insanlara doğruyu emrettiği halde kendisi­ni unutan, yapmadığını söyleyen münafık tavrına, te­peden inmeci ve hakim kültürün ve değer yargıla­rının köleliğine bütünüyle uzak, sürekli istiğfar ve gözyaşıyla arınan bir cemaat…

31 Ağustos 2015, Pazartesi
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.