KAPAT
Nazan Bekiroğlu

KÜLTÜR

Neron, felâket ve Seneca

Aristo, Büyük İskender'in hocasıydı; Seneca ise Neron'un. Görkemli hoca-kabiliyetli öğrenci ilişkisinin o vakitler modern zamanlara göre daha etkili sonuçlar verdiği düşünülse bile Neron, hocasının ne kadar eseridir?

Hoca, öğrencisinin şerefinden payına düşeni sahiplendiği ölçüde sahiplenir mi onun olumsuz imajını? Tabii eğer bu kadar ömrü olursa. Seneca ki Neron'un hem hocası hem kurbanıdır ve o da öğrencisine sonuna kadar dayanamamıştır. Seneca'nın Neron sarayındaki parlak konumu, servetinin kaynağı, fikirleriyle yaşantısı arasındaki uyumsuzluk çok tartışılmıştır. Fakat genel kanı onun zaten zengin olduğu ve Neron'u dizginlemeye çalıştığı, işler çığırından çıktığında kendisini de tehlikede hissettiği şeklindedir. Nitekim emekli olan hoca saraydan uzaklaşır fakat adı Neron'a yönelik bir suikasta karış/tırıl/ınca soğukkanlılıkla intihar eder.

Neron hakkındaki kötülük efsaneleri ayıklandığında bile (en azından Roma yanarken lir çalıp şarkı söylediği, “Yansın Roma yenisini yaparım” dediği ithamlarından aklanmıştır) bir yandan sanatkâr ruhlu diğer yandan yeteri kadar dengesiz ve bir o kadar zalim bu Roma imparatoruna Seneca gibi birinin hoca olmasına kaderin cilvesi olarak mı bakmalı? Neron'a dayanmak için Seneca olmak gerek galiba.

Dönemin pagan inanışının aksine tek Tanrı inancını çağrıştıran ahlâkçı görüşleri Ortaçağ'da Seneca'nın Hıristiyanlar tarafından sevilerek okunmasına yol açmıştı. Onun Hıristiyan olduğuna bile inanılmıştı. Stoacı felsefenin dinginliğini, kaderciliğini taşıyan Seneca'nın zihinsel dünyasını anlamak için onun “Tanrısal Güç Hakkında” ne düşündüğüne bakmak uygun olabilir. Bir mektubunda Seneca, kötülük ve kader hakkında kafa yoran birinin gelip dayandığı temel problemi ele alır. Çünkü Lucilius sormaktadır: “Mademki Tanrısal bir güç vardır, neden iyi insanların başına bazı felâketler gelir?”

Seneca önce “büyük bir eser” olarak adlandırdığı evrendeki rastlantı ihtimalini bertaraf eder ve yaratıcı gücün varlığını işaret eder. Zaten bunu Lucilius da bildiğine göre demek onun zihninde bir sıkıntı vardır. Seneca “Sen Tanrısal gücün varlığından kuşku duymuyorsun ama ondan yakınıyorsun” diyerek muhatabını bu güç ile uzlaştırmaya karar verir.

Seneca'ya göre doğal olarak iyilerin iyilere kötülük etmesi mümkün değildir. İyi insanlarla yine iyi olan Tanrısal güç arasında bir erdem mukavelesi vardır. Fakat bu anlaşma bazen sert bir eğitim gerektirir. İyi insanlar acı çekerken kötüler zevk içinde yüzer, doğru. Ama iyi bir insanın başına gelen felâketlerin sebebi onun zevk içinde şımarmaması, sınanması, dayanıklı hale getirilmesi ve kendisi için hazırlanmasından ibarettir. Bu yüzden iyi bir adamın başına kötü bir şey gelemez. Geldiyse de bu, kötü değildir. Hem onca akarsu ve yağmur denizin tadını nasıl bozmuyorsa belâların saldırısı da yürekli kişinin ruhunu değiştirmez. O aynı durumda kalır ve ne olursa olsun bu olaya kendi rengini verir. O halde neye katlandığın değil nasıl katlandığın önemlidir. “Düşman olmazsa yiğitlik kurur” sözünü hatırlatan Seneca “Hiç incinmemiş mutluluk bir tek darbeye dayanamaz” kanaatindedir. “İyi kişiler başlarına bunların gelmesine rıza gösterirler ve eğer rıza göstermezlerse kötülükleri hak etmişlerdir.” Hiçbir şey Seneca'ya felâkete uğramamış bir adamdan daha bahtsız görünmez. Çünkü bu adama erdem adına kendini deneme fırsatı verilmemiştir.

Peki ama erdem nerededir ve ölçüsü nedir? Seneca yine Luciliusçuğuna yazdığı bir başka mektupta bunun cevabını arar. “Bir nehirde büyük görünen gemi denizde küçücüktür” diyerek erdem için mutlak ölçütler olması gerektiğini vurgular. Çünkü çok defa değer ölçütleri de bozulabilir. Bu durumda bakılacak en uygun yer kişinin kendi vicdanıdır. Çünkü o bozulmaz.

“Temiz vicdan kalabalığı arar” demektedir Seneca, “lekelisi ise inzivada bile endişeli ve kaygılıdır. Eğer hareketin şerefli ise varsın herkes bilsin; yok eğer, yüz kızartıcı ise sen bildikten sonra kimsenin bilmemesinin ne önemi var? Acırım sana bu tanığı küçümsersen. Esen kal.”

7 Şubat 2016, Pazar
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.