KAPAT
Şahin Alpay

s.alpay@zaman.com.tr

GÜNDEM Yazarlar Şahin Alpay-Başkanlık sisteminin facia olacağı görüldü

Başkanlık sisteminin facia olacağı görüldü

AKP iktidarının Türkiye'ye verdiği dersler saymakla bitmez. AKP iktidarı, demokrasinin “sandıktan ibaret” olmadığını, temel hak ve özgürlükler hukuk devletiyle güven altına alınmadığı takdirde demokrasinin çoğunluk diktatörlüğüne dönüşebildiğini gösterdi.

“İktidar yozlaştırır, mutlak iktidar mutlak yozlaştırır” kuralının gadrine uğramamak için kuvvetler ayrılığını, bağımsız yargıyı, bağımsız medyayı yerleştirmek, sivil toplumu güçlendirmek zorunda olduğumuz görüldü.

17 / 25 Aralık büyük rüşvet ve yolsuzluk soruşturması, “iktidar yozlaştırır, mutlak iktidar mutlak yozlaştırır” kuralının nereye kadar uzanabileceğini gösterdi. AKP iktidarı soruşturmayı bastırmak için, emniyeti ve yargıyı darmadağın etti; HSYK, Yargıtay, Danıştay kanunlarını değiştirerek, (İstiklal Mahkemeleri ve Yassıada Mahkemesi'nden farksız) Sulh Ceza Hakimlikleri kurarak, bağımsız yargıyı, eski Yargıtay Başkanı'nın ifadesiyle, “bitirdi.” Hukuk devletini yeniden kurmak zorunluluğuyla karşı karşıyayız.

12 Eylül anayasası, cumhurbaşkanına tanıdığı sistem dışı yetkilerle parlamenter sistemi sakat bıraktı. AKP de cumhurbaşkanını halka seçtiren anayasa değişikliğini yaparak sistemdeki sakatlıkların kötüye kullanılmasının yolunu açtı; Cumhurbaşkanı Erdoğan bunu sistemin fiilen değiştiğini iddiaya kadar vardırdı. Erdoğan'ın keyfi ve otoriter yönetimi ve bir siyasi partiden ziyade çıkar ortaklığına dönüşen AKP üzerinde kurduğu sulta, başkanlık sisteminin benimsenmesi halinde bunun temel hak ve özgürlükler açısından ne büyük bir facia olacağını gösterdi. Yapılacak yeni anayasa parlamenter sistem bütün kurum ve kurallarıyla yerleştirmeli, parlamento tarafından seçilen cumhurbaşkanının tarafsızlığını, tüm yurttaşları temsil eden, saygın bir makam olmasını güven altına almalı.

AKP iktidarının, özellikle otoriter (Kemalist) laiklik yanlıları açısından verdiği dersler var. Bunların başta geleni, bütün Müslümanların İslamcı olduklarına dair önyargının ne denli yanıltıcı olduğu. Bütün İslamcıların diktatörlük / otoriter rejim yanlısı olmayabileceği de belki bir nebze olsun görülmüş olmalı. Herhalde en iyi anlaşılan husus ise, gerçek dindarlar ile iktidarlarını sürdürmek için dini sömürenler arasındaki ayrım. Gerçek Müslüman yalan söylemez, iftira atmaz, hırsızlık – yolsuzluk yapmaz, kul hakkı yemez, zulüm yapmaz… Müslümanlık iddiasındaki AKP iktidarı bunların hepsini yaptığı gibi, bırakın diğer inanç sahiplerini Müslümanlara nefret saçıyor.

AKP iktidarının kamu ihaleleriyle beslediği iş adamlarına kurdurduğu “havuz medyası,” meslek ilkelerine ve ahlakına bağlı gazeteciler tarafından yönetilmediği, editoryal bağımsızlığı güven altına alınmadığı sürece medyanın nasıl bir gerçekleri çarpıtma, yalan ve iftira, beyin yıkama makinasına dönüşebileceğini gösterdi.

AKP iktidarı, yaptığı yanlışların, işlediği suçların sorumluluğunu üstlenip bunları düzeltmeye çalışacağına, tüm olumsuzlukları “Türkiye'nin güçlenmesini çekemeyen dış güçler… üst akıl… paralel yapı” safsatalarıyla açıklamaya kalkıştı. Akıl – mantıkla, bilimle bağdaşmayan kumpas teorileri hiç görülmediği ölçüde beyinleri zehirler oldu. McCarthy'ciliğin, cadı avcılığının zirve yaptığı ülke AKP iktidarındaki Türkiye oldu.

AKP iktidarı, Türkiye'de kimlerin gerçek demokrat ve özgürlük yanlısı olduklarının, kimlerin ise bin bir dereden su getirerek otoriter yönetimi aklayıp pakladıklarının anlaşılmasında bir turnusol kağıdı işlevi gördü. İlk döneminde Kürt sorununun çözümü için azımsanmayacak adımlar atan AKP iktidarının, ikinci döneminde vardığı nokta “Kürt sorunu yoktur…” demek oldu. Niye? Gelecek yazıda.

29 Ağustos 2015, Cumartesi
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.