Batı Balkanlar ve Türkiye:

AB’nin genişleme sürecinde yeni fırsatlar

HABERLER YORUM
26 Ekim 2013, Cumartesi

Geçtiğimiz aylarda, Avrupa Birliği bir kez daha büyüdü. Hırvatistan 28. üye devlet oldu.

Bu yeni genişleme AB projesinin ne durmasının ne de yavaşlamasının söz konusu olmadığını tekrar gözler önüne serdi. Gerekli kriterleri karşılayan ülkelerin Birliğe kabul edilmelerini öngören genişleme politikasının güvenilirliği de bir kez daha teyit edilmiş oldu. Litvanya Başkanlığı’nın bu dönemki gündemi, bu politikayı sürdürme kararlılığının bir göstergesidir.

Genişleme ülkelerindeki farklı dinamiklere rağmen son derece olumlu gelişmeler kaydedildi. Sırbistan ile Kosova arasındaki tarihi anlaşma, bölge istikrarına getirdiği katkının yanı sıra her iki ülkenin Avrupa’ya uzanan süreçte kendi yollarında ilerlemelerini sağlaması itibarıyla hayati önem taşımaktadır. Bunun yanı sıra, AB katılım sürecinin dönüştürücü gücünün en çarpıcı ve yakın örneğini oluşturarak güçlü bir motivasyon ve irade ile en zorlu kararların bile alınabileceğini açıkça ortaya koymaktadır. İlişkilerin normalleştirilmesine ilişkin çığır açan bir anlaşma sonrasında, taraflar pratik konuları her iki taraftaki yurttaşların menfaati doğrultusunda çözmek üzere AB’nin himayesinde düzenli olarak bir araya gelmektedir. AB, eylül ayında Sırbistan ile son derece önemli ilk iki faslın tarama sürecini başlatmış olup, Kosova ile de 28 Ekim’de İstikrar ve Ortaklık Anlaşması’nın müzakerelerini başlatmaya hazırlanmaktadır. Bununla birlikte, kısa süre önce Kosova’daki EULEX (Avrupa Birliği’nin Kosova’daki Hukukun Üstünlüğü Misyonu)  personelini hedef alan ve faillerinin süratle adalete teslim edilmesini beklediğimiz saldırı, AB’nin bu konularda devreye girmesinin gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Karadağ ile yürütülen müzakere süreci de yeni bir ivme kazandı. Önümüzdeki aylarda katılım sürecinde iki önemli müzakere başlığının açılması söz konusu olabilir.

Aynı zamanda, Türkiye ile katılım müzakerelerinin yeniden rayına oturtulması için de çaba göstermekteyiz. Nitekim 5 Kasım tarihinde yeni bir faslın açılacak olması da bu çabaların bir sonucudur ve başka fasılların da bunu takip etmesini umuyoruz.   

Arnavutluk son seçimlerin demokratik bir ortamda gerçekleştirilmesi ve iktidarın barışçıl bir şekilde devredilmesi açısından büyük ilerleme kaydederek, aday statüsü alma şansını yükseltmiştir.

Bunlara ilaveten, reform ivmesinin muhafaza edilebilmesi için eski Yugoslav Cumhuriyeti Makedonya ve Bosna-Hersek’le üst düzeydeki diyaloglarımızı devam ettirdik.

Şüphesiz, AB katılım süreci diğer gelişmelerden bağımsız seyretmemektedir. Mevcut ekonomik ortamda, hem üye ülkelerin hem de üyeliğe istekli ülkelerin yurttaşları devam etmekte olan genişleme sürecinin etkileri konusunda giderek daha çok endişelenmektedir. Genişleme sürecinin yönetimi başlı başına bu endişeleri yansıtmaktadır. Müzakerece süreci kesin bir koşulluluk ilkesine dayanmakta, ileriye dönük her adım elde edilen somut ilerlemeye bağlıdır. Süreç, kontrol listelerindeki kutulara işaret koymaya değil temel hak ve özgürlükler, hukukun üstünlüğü, iyi yönetim ve demokrasi gibi alanlarda kaydedilen sağlam performansa dayanmaktadır. Hukukun üstünlüğünün desteklenmesi, organize suç ve yolsuzlukla mücadele kapasitesinin geliştirilmesi, insan hakları ve demokratik standartlar ve özgürlüklerin uygulanmasında kaydedilen ilerleme, yurttaşlara Avrupa genelinde doğrudan yararlar sağlamaktadır.      

Genişleme süreci AB’nin başarı öyküsüdür, bu başarı, Nobel Barış Ödülü’nde de yansıtılmıştır. Ancak hem ciddi hem de gerçekçi olacaksak gerçek olamayacak kadar pembe bir tablo çizmekten kaçınmalıyız. Daha önce sözü edilen örnekler, ilerlemenin ancak reformlara odaklanmadaki siyasi irade ile ve AB gündeminin ulusal bir öncelik olması halinde mümkün olduğunu göstermektedir. Reformların bölgenin tamamında ve bütün alanlarda istenilen hızda ilerlemediğinin hepimiz farkındayız. Yapılması gereken çok daha fazla şey var ancak bu, muazzam bir dönüştürücü gücü bulunan AB genişleme sürecini yıldırmamalıdır.  Buradaki tehlike genişlemenin kendisinden ziyade reform yorgunluğudur.   

Avrupa entegrasyonu doğrultusunda kararlılıkla ilerleme fırsatları üye olmak isteyen tüm ülkelere eşit şartlarda açıktır. Hırvatistan’ın yaptığı gibi, bu fırsatları kendi vatandaşları lehine gerçeğe dönüştürmek bu ülkelere kalmıştır.  Bu süreçte ülkelere destek sağlama yönündeki kararlılığımız devam etmektedir zira bunun, ortak başarımızla olduğu kadar AB’nin temel politikalarından biri olan genişleme sürecinin güvenilirliğiyle de ilgili olduğunun bilincindeyiz.

*AB Başkanlığı adına Litvanya Dışişleri Bakanı

**AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
Bu haberler de ilginizi çekebilir