Amerika'da Seçimler

HABERLER YORUM
7 Mart 2012, Çarşamba

Amerika Birleşik Devletleri'nde kasım ayında yapılacak başkanlık seçimlerine henüz sekiz ay olmasına rağmen, seçim şimdiden gündemin en önemli maddesi haline gelmiş durumda.

Başkan Obama rutin programına artık her hafta birkaç seçim programı da ekleyip bir yandan ısınma çalışmaları yapıp öte yandan da etkili bir teşkilat ve kaynak oluşturmaya çabalarken henüz adayını belirleyemeyen ve ön seçimlerin oldukça yıkıcı ve yıpratıcı geçtiği Cumhuriyetçi cenahta hâlâ belirsizlik hâkim. Yapılan kamuoyu yoklamaları ilk önseçimler sonrasında sadece dört adayın kaldığı Cumhuriyetçi Parti'de hiçbir adayın Cumhuriyetçi tabanı tatmin edememesi ve dahası olası eşleşmelerde tüm adayların Obama'nın gerisinde kalıyor olması durumu Cumhuriyetçiler için daha da vahim bir hale getiriyor. Bazı adayların kampanyalarına neredeyse 10 ay önce başladığı yarışta hâlâ yeni ve toparlayıcı bir isim arayışı dikkatlerden kaçmıyor. Peki, yaza kadar sürmesi beklenen bu yarışın galibi ile Obama arasında geçecek başkanlık yarışında hangi başlıklar öne çıkacak ve Amerikalı seçmen hangi önceliklerle sandığa gidecek?

Ekonomi... Ekonomi... Ekonomi

Seçimlerin tartışılmaz en önemli konusu ekonomi olacak. Bush yönetiminin son yıllarında kronikleşen ve mortgage krizi ve 2008'de yaşanan finansal kriz ile iyiden iyiye derinleşen ekonomik kriz, Obama yönetiminin ilk yıllarında da temel mesele olmaya devam etti. 2010 yılındaki Kongre seçimlerinde Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu elde etmesi sonrasında ekonomik krize bir de iç politik boyut eklenmiş oldu. Geçtiğimiz sene içerisinde Beyaz Saray ve Kongre arasında ekonomik politikalar konusunda yaşanan görüş ayrılıkları bir yandan bazı ekonomik program ve paketlerin uygulanmasını geciktirirken bir yandan da Standard and Poor's'un (S&P) Amerika'nın kredi notunu düşürmesiyle de sonuçlanmıştı. Seçimlere 8 ay kala hem yaşanan siyasi çekişmeler hem de ekonomiyle ilgili soru işaretlerinin sürmesi ekonomiyi öncelikli mesele haline getirmiş durumda. Yapılan tüm kamuoyu anketleri ve araştırmalar da bunu doğrular nitelikte.

Ekonomik meseleler içinde seçimde en öne çıkan unsurun işsizlik olduğu gözleniyor. Son üç ay içinde her ne kadar yaratılan yeni iş imkânları ile işsizlik oranı yüzde sekizler seviyesine çekilmiş olsa da özellikle görünmeyen işsizlik ve diğer unsurlar hesaba katıldığında bu oranın hâlâ oldukça yüksek olduğu görünüyor. Şimdiye kadar yapılan kamuoyu yoklamalarında işsizlik oranı ile Obama'ya olan destek oranında (Bin Ladin'in öldürülmesinden sonraki birkaç ayı hesaba katmazsak) sürekli bir ters orantı gözlemleniyor. Son üç ay içindeki görece iyileşme Obama'ya olan desteği de ciddi bir şekilde etkilemiş durumda. Eğer bundan sonraki 8 ayda işsizlik trendi aynı şekilde devam ederse Obama büyük bir avantaj elde etmiş olacak. Elbette ekonomik meseleler sadece işsizlik ile sınırlı değil. Yaşanacak başkanlık yarışında aralarında vergi oranları ve neredeyse 14 trilyon dolara varan dış borçların nasıl ödeneceği gibi meseleler de başkan adayları arasında yapılacak tartışmada gündeme gelecek. Ayrıca Cumhuriyetçiler ile Demokratlar arasındaki geleneksel fay hatlarından biri olan federal harcama ve federal devletin hacmi gibi meseleler de elbette sıklıkla tartışılacak.

Bunların yanında dış politikadaki gelişmeler sonucu ortaya çıkabilecek ekonomik meseleler de hem kampanyaları hem de seçimin sonucunu ciddi bir biçimde etkileyebilir. Olası bir İran krizi sonrasında petrol fiyatlarında yaşanabilecek dalgalanmanın beraberinde getireceği kamuoyu tepkisi gibi gelişmeler Obama yönetimine zor günler yaşatabilecek. Buna ek olarak her ne kadar bir kriz beklenmese de Çin ile ekonomik ve ticari ilişkilerin yeniden düzenlenmesinin Cumhuriyetçi adayların ekonomik politikalarındaki öncelikli konu olduğu dikkate alınırsa hem dış ticaret açığı hem de uzun süredir özellikle Kongre seçimlerinde öne çıkan Amerika sanayi devlerinin fabrikalarını Çin'e taşıması konusu ve bu soruna karşı adayların geliştireceği çözümler de hem uzmanlar hem de kamuoyu tarafından sıklıkla masaya yatırılacak.

Dış politika ve ulusal güvenlik

Her ne kadar birçok uzman bu seçimde dış politika ve güvenlik meselelerinin 11 Eylül sonrası yapılan seçimlere nazaran önemini kaybedeceğini vurgulamış olsa da ve kamuoyu yoklamaları da bu kanıyı doğrular nitelikte sonuçlar verse de özellikle İran ile İsrail arasında yaşanan gerginliğin seçimleri etkileyebileceği bu aralar sıklıkla konuşulan konular arasında yer alıyor. Obama yönetimindeki her kademeden yükselen uyarılara rağmen İsrail'in özellikle yaz aylarında İran'a bir saldırı gerçekleştirebileceği birçokları tarafından yüksek sesle ifade edilmeye başlandı. Böyle bir durum Obama'yı seçimler öncesinde zor durumda bırakabileceği gibi Cumhuriyetçi aday ile Obama arasında yaşanacak İran tartışmasına da yeni bir boyut kazandıracak.

Bunun dışında dış politika ve güvenlik alanında Pakistan ve Afganistan meselesinin öne çıkması bekleniyor. Afganistan'dan çekilmek için belirlenen takvimin tüm Cumhuriyetçi adaylar tarafından şiddetle eleştirildiği göz önüne alındığında bu başlığın da bir başka çarpışma alanı olacağı görülebiliyor. Özellikle son günlerde sıklıkla gündeme gelen Taliban ile anlaşmaya varılması fikrinin hayata geçmesi durumunda bu konu daha da irdelenecek. Bu noktada her ne kadar Cumhuriyetçi adaylar Obama'nın ulusal güvenlik alanında Usame Bin Ladin'i öldürmüş olmasının en önemli kozu haline geldiğinin bilincinde olarak terörle mücadele konusuna fazla girmek istemeseler de Taliban'la yapılacak bir anlaşma özellikle de Hakkanî grubunun bu anlaşma içinde alacağı yere bağlı olarak bu mesele yeniden gündeme gelebilir. Buna bağlı olarak Pakistan konusunda Amerika'da yaşanan kafa karışıklığı da adaylara oldukça zor zaman yaşatacak ve dahası yaşanabilecek beklenmeyen gelişmeler karşısında hızlı ve etkili siyasetler geliştirebilmek için çaba sarf etmek zorunda kalacaklar.

Yeni dönemde Amerika'nın en büyük ticari partneri olmaya devam ederken en önemli siyasi rakibi de olacak Çin ile ilişkiler de şüphesiz en önemli başlıklardan birini oluşturacak. Ticari meselelerin dışında özellikle Çin donanmasının yeniden yapılandırılması ile Pasifik'te ortaya çıkabilecek olası tehditler ile bölgedeki Amerikan müttefikleri ile Çin arasında yaşanması muhtemel çekişme ve krizlerde Amerika'nın izleyeceği strateji de adaylara sorulacak diğer sorular arasında yer alacak. Bu meselelerin dışında özellikle dış politika odaklı tartışmalarda Suriye özelinde Arap Baharı, Kuzey Kore ve nükleer silahlar meselesi ve Avrupa'daki finansal kriz gündeme daha az gelecek ama adayların hazır olması gereken konular arasında yer alıyor.

Sosyal meseleler

Her ne kadar seçmenin bu dönemde öncelikli gündem maddeleri arasında olmasa da Amerika'da her seçimde bir şekilde gündeme getirilip mevcut sosyal fay hatlarının ve parti farklılıklarının pekiştirildiği meseleler bu seçimde de bir şekilde ve kısa süreli de olsa öne çıkacaktır. Bunlar arasında Amerika'da kaçak olarak bulunan özellikle Latin Amerika kökenlileri ilgilendiren göç meselesi ile Obama yönetiminin ilk iki yılında büyük uğraşlarla kanunlaştırdığı sağlık sigortası ile ilgili reform en hararetli tartışılacak maddeler olacağa benziyor. Kaçak göçmenler meselesi şimdiden özellikle güney eyaletlerde en önemli seçim maddesi haline gelmiş durumda. Bir taraftan kaçakların affına şiddetle karşı çıkan Cumhuriyetçi tabanı küstürmek istemeyen, öte yandan da birçok eyalette kilit duruma gelmiş Latin Amerika kökenli seçmeni yabancılaştırmamak için çabalayan Cumhuriyetçileri zor günler bekliyor. Bunun yanında son günlerde daha sık gündeme gelmeye başlayan doğum kontrolü ve kürtaj meseleleri de adayların hem tabanlarına hem de bağımsızları kazanmak için yapacağı hamlelerde önemli olacak.

Hem Cumhuriyetçi adaylar hem de Obama'nın ekonomi ve dış politika meselelerine yönelik vaatleri ve bu vaatleri inandırıcı bir şekilde ortaya koyabilmeleri seçimin kaderini belirlemede önemli rol oynayacak. Bunu yaparken sosyal meseleler ile ilgili pozisyonları ile de bir nevi saflarını sıklaştırmış olacaklar. Şimdilik bol keseden vaat verebilen adaylar için asıl yarış merceklerin üzerlerine daha dikkatli doğrultulacağı yaz aylarında başlayacak. Asıl plan ve programlar ve bunların değerlendirmesi de bu dönemde yapılacak. O noktaya, Obama kazasız ve skandalsız, Cumhuriyetçiler de minimum zayiatla varmayı hedefliyor.

*SETA Vakfı, Washington DC

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
Sonraki Haber