Türkiye’de yaşam kalitesi ve bölgesel farklılıklar

HABERLER YORUM
11 Mart 2013, Pazartesi

Yaşam kalitesi, insanların biyolojik durumları, yaşam biçimleri, ilişkileri ve içinde bulundukları çevrenin nicel ve nitel değerlerinin toplamı olarak tanımlanabilir.

Yaşamın bütünsel bir bakışla tüm boyutlarının üstün nitelikli olması kaliteli yaşamı mümkün kılabilmektedir. Araştırmalar incelendiğinde yaşam kalitesinin genel olarak dört ana alana bağlı olduğu ortaya çıkıyor. Bu alanlar; kişisel içsel alan (değerler, inançlar, arzular, kişisel hedefler, sorunlarla başa çıkma vb.), kişisel sosyal alan (aile yapısı, gelir durumu, iş durumu, toplumun tanıdığı olanaklar vb.), dışsal doğal çevre alanı (hava ve su kalitesi, çevresel hijyen vb.) ve dışsal toplumsal çevre alanı (kültürel, sosyal ve dinî kurumlar, toplumsal olanaklar, okul, sağlık hizmetleri, güvenlik, ulaşım, alışveriş vb.) olarak gruplandırılıyor. Yine başka bir değerlendirmeye göre yaşam kalitesi, açık ve kapalı mekân standartları, bireylerin refah düzeyi, hizmet çeşitliliği ve kalitesi bileşenlerini kapsıyor. Bu bağlamda çevresel kirlilik, yeşil alan, gelir seviyesi, işsizlik, suç oranı, eğitim, sağlık, belediye hizmetleri, sosyal ve kültürel faaliyetler gibi alanlar yaşam kalitesini etkileyen faktörlerden.

Peki ülkemizde yaşam kalitesi ne düzeyde? Yaşam kalitemizi etkileyen unsurlar neler? Bu sorulardan yola çıkarak, Türkiye'de yaşam kalitesini incelediğimiz, İstanbul Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi'nin desteklediği araştırmamızın sonuçları bize anlık bir fotoğraf gösteriyor. Bu araştırmada 81 il düzeyinde 12 kategoride 2010-2011 dönemine ait toplam 281 farklı değişken kullanılarak iller arası yaşam kalitesi endeksi oluşturuldu. Aynı zamanda alt endekslerle bölgeler arası farklılıklar ortaya konuldu. Endeksteki sıralamaya göre İstanbul, Ankara ve İzmir birinci derecede yaşam kalitesine sahip iller olarak sıralandı. Türkiye'de sosyal ve ekonomik çoğu göstergede ilk üç sırayı alan bu iller, yaşam kalitesi alanında da öne çıktı. Kocaeli, Bursa, Eskişehir, Antalya, Adana, Konya, Mersin, Gaziantep, Kayseri, Samsun ve Trabzon ise ikinci düzeyde yaşam kalitesine sahip iller olarak sıralandı. Bu illerin ortak özelliği, bölgesel düzeyde sosyal ve ekonomik göstergeleriyle dikkat çekmeleri ve gelişim süreçlerini hızla sürdürmeleri…

Yaşam kalitesi endeksinde en fazla ilin üçüncü ve dördüncü grupta sıralandığı gözlenmekte. Üçüncü derecede 30, dördüncü derecede ise 25 il bulunuyor. Bu durum Türkiye'de yaşam kalitesi seviyesinin orta düzeyde yoğunlaştığını gösteriyor. Yaşam kalitesinin en düşük olduğu iller arasında ise Bingöl, Mardin, Batman, Ağrı, Siirt, Van, Ardahan, Iğdır, Bitlis, Muş, Şırnak ve Hakkâri yer alıyor.

Yaşam kalitesinin bileşenleri açısından yapılan sıralamalar bize iller ve bölgeler arası farklılıkları daha açıkça sergiliyor. Bütün bu göstergeler, Türkiye'de kamusal karar alma süreçlerinde planlamanın ne kadar (!) dikkate alındığını gösteriyor. Sadece bugünün değil, dünün de sorunu idi planlama. Ve bu planlama hataları ya da planlama olsa da uygulamaya yansımaması, bugünkü bölgeler arası farklılıkların ve eşitsizliklerin ana nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Bu durum, sosyal ve ekonomik açıdan gelişmesini sağlayamamış, yaşam kalitesini oluşturan bileşenlerde önemli yoksunluklar barındıran illeri işaret ediyor.

Her yıl yeniden revize edilerek 3 yıllık planların ve programların ortaya konulduğu Orta Vadeli Program'da son yıllarda, yaşam kalitesinin artırılması özellikle vurgulanmakta. 2013-2015 Orta Vadeli Program'ı incelendiğinde, çevreden kentsel altyapıya, gelir dağılımından sosyal içermeye, yoksullukla mücadeleden bölgesel gelişmeye kadar birçok alanda yaşam kalitesi vurgusuna rastlanıyor. Dolayısıyla bölgesel farklılıkların azaltılması adına yaşam kalitesinin artırılmasına yönelik çalışmalar giderek önem taşıyor. Ancak unutulmamalıdır ki; planlar ve programlar uygulamaya ne kadar yansıtılabiliyorsa o kadar anlamlı ve başarılı olabilir. Öncelikle planların doğru yapılması ve sonrasında uygulamaya doğru bir şekilde yansıtılması gereklidir. Ancak bu koşulda, Türkiye'de yaşam kalitesi yükseltilebilir ve bölgeler arası farklılıklar en aza indirgenebilir.

*Akademisyen Murat Şeker’in “Türkiye’de Yaşam Kalitesi” araştırmasının sonuçlarından oluşturulan grafikler, ilk kez Zaman Gazetesi için hazırlanmıştır.

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
Bu haberler de ilginizi çekebilir