EKONOMİ Yazarlar Yusuf Keleş-Konutta tapu harcını az ödeyen, ceza yiyecek

Konutta tapu harcını az ödeyen, ceza yiyecek

Hızlı nüfus artışı, köyden şehre göç, insanların kendi meskenlerine sahip olma arzuları, yatırım yapma isteği vb. sebepler konuta olan talebi artırıyor. İnşaat sektörü bu talebe cevap vermeye çalışırken Maliye, sektördeki vergi kaybının önüne geçmek için Harçlar Kanunu'nda değişikliğe gitti.

Bilindiği üzere Türk Medeni Kanunu'na göre taşınmazların mülkiyeti tescille elde edilir. Tescilin tapu dairelerinde resmî şekilde yapılması gerekiyor. Bu aşamada öngörülen resmî şekilden anlaşılması gereken ise taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmenin tapu sicil müdürü veya memurları tarafından tanzim edilmiş olmasıdır. Her türlü gayrimenkul tescilinden tapu ve kadastro harcı alınıyor. Harç ödenmeden tapuda herhangi bir işlem yapılamıyor. Harçlar devletin verdiği birtakım hizmetler karşılığında bu hizmetlerin taraflarından aldığı zorunlu bir mali yük olarak nitelendirilebilir. Konuyla ilgili düzenlemeler Harçlar Kanunu'nda yer alıyor. Kanuna göre gayrimenkul alan ve satan kişilerden beyan değeri üzerinden yüzde 1,5 üzerinden hesaplanan harç alınıyor. Ancak ne hikmetse ülkemizde gayrimenkul satanlar herhangi bir harç yüklenmiyor. Satıcının harcını da alıcı ödüyor. Hal böyle olunca gayrimenkulü alan kişi beyan değeri üzerinden yüzde 3 harç ödemek zorunda kalıyor. Oran olarak düşük görülmekle beraber 150 bin YTL'ye alınan bir ev için 5 bin yeni lira civarında tapu aşamasında harcama yapmak gerekiyor. Bu rakam tapu işlemlerinde alıcının tapu dairesi döner sermayesine yapmak zorunda olduğu bağış (!), kredi kullanma halinde ekstra harçlar ile satan ve kendi adına ödediği harçlardan oluşuyor. Bu tutar da varını yoğunu ortaya koyarak bir ev sahibi olmak isteyen kişiler için ciddi bir rakam. Bu yüklerin altına girmek veya vergi ödemek istemeyen alıcılar satın aldıkları gayrimenkulün değerini gerçek alış bedeli üzerinden değil de; rayiç (geçerli) değere göre oldukça düşük kalan emlak vergisi değerine göre beyan ediyorlardı. Kanundaki ifade şekli sebebiyle emlak vergisi değerinin altına düşülmediği için, taşınmazın daha yüksek bedelle alındığı tespit edilse bile herhangi bir cezai müeyyide uygulanamıyordu. Çünkü bu kanunda 6 Haziran'dan itibaren yürürlüğe giren değişikliğe kadarki süreçte gayrimenkul alım satımlarında, emlak vergisi değerinin harca esas alınması yeterli görülüyordu. Yani gayrimenkulün Emlak Vergisi değeri üzerinden harç ödenmesi halinde bir sorun yaşanmıyordu. Ancak bu değerin altında bir değer üzerinden harç ödenen hallerde, aradaki fark cezalı şekilde ev alan ve satandan isteniyordu. Yapılan yeni düzenleme ile, arsa ve ev alım satımlarında gerçek alım-satım bedeli üzerinden tapu harcı tahsil edilmesi esasına geçildi. Artık eskisi gibi alış-satış bedelinin altında bir bedel üzerinden harç ödenmesi riskli bir hal aldı. Çünkü yeni düzenlemede; tapuda yapılan işlemden sonra, Emlak Vergisi değerinden daha düşük bir bedel üzerinden harç ödendiği veya beyan edilen alım-satım bedelinin gerçek durumu yansıtmadığı tespit edilirse, aradaki farka isabet eden harç sonradan vergi dairesince cezalı olarak istenecek. Bu tür tespitler için takdir komisyonlarına müracaat edilemeyecek. Cezalar sadece inceleme elemanları tarafından yazılan raporlarla belirlenebilecek. Öte yandan tapuda alım-satım işlemi yapanların beyan ettiği değer Emlak Vergisi değerinden düşük olursa vergi dairesi, eksik ödenen harcı derhal cezalı şekilde işlemin taraflarından talep edebilecek.
Tapuda döner sermaye bedeli alınması hukukî değil Kadastro Kanunu'na dayanarak kurulan Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Döner Sermaye İşletmesi'nin temel amacı kanunda; atıl kapasiteyi kullanarak katma değer üretmek ve bu atıl kapasiteyi pozitif yönde değerlendirmek olarak ifade ediliyor. Ayrıca döner sermayenin faaliyet alanı ve gelir elde etme yolları da kanunla düzenlenmiştir. Buna göre Döner Sermaye İşletmesi ancak Genel Müdürlük'ün asli görevlerini aksatmamak kaydıyla ve yönetmelik ile belirtilen alanlarda faaliyet gösterip gelir elde edebilir. Bunlar da üretilen, satılan ve kiralanan mal ve hizmetler karşılığında elde edilen gelirler ile faiz ve komisyon gelirleri olarak tespit edilmiştir. Buna mukabil döner sermayelerin; kanun ve yönetmelik kapsamında olmayan, genel müdürlüğün asli görevleri arasında yer aldığı için atıl kapasiteyi değerlendirme ile ilgisi bulunmayan ve 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca harç alınarak zaten ücretlendirilen işlemlerden gelir elde etmeleri mümkün olmamalıdır. Aksi halde bedeli tahsil edilen bir hizmetin tekrar ücretlendirilmesi sonucu doğmaktadır. Bu yüzden harç şeklinde karşılığı ödenerek yapılan tapu işlemleri için tekrar döner sermaye bedeli alınması hukukî dayanaktan uzaktır.

18 Ağustos 2008, Pazartesi
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.